TREN Masaya katıl

Ana sayfa › Blog › Kelime & Gramer

İngilizce Deyimler ve Günlük İfadeler: Anlamları ve Kullanım Örnekleri

· 5 dk okuma · Kelime & Gramer

Sık kullanılan İngilizce deyimler ve günlük ifadeler: anlamları, örnek cümleleri ve nerede kullanılacağı. Sohbette işe yarayan tepki kalıpları tablosu.

İngilizce deyimler, tek tek kelimelerin anlamından bağımsız bir bütün olarak anlam taşıyan kalıplardır: a piece of cake bir dilim pasta değil, "çocuk oyuncağı" demektir. Bu kalıpları öğrenmenin asıl faydası konuşurken gösteriş yapmak değil, karşınızdakini anlamaktır; çünkü günlük sohbette deyim ve hazır ifade oranı beklenenden yüksektir.

Deyimi anlamak ile kullanmak farklı hedeflerdir

Yeni bir deyimi duyduğunuzda ilk göreviniz onu tanımaktır. Kullanmak ise ikinci aşamadır ve dikkat ister: deyimler belirli bir tona sahiptir, çoğu samimi konuşmaya aittir. Bir iş görüşmesinde ya da resmi bir e-postada arka arkaya deyim kullanmak, doğru kurulmuş cümleleri bile tuhaflaştırır.

İkinci dikkat noktası biçimdir. Deyimin kelimeleri sabittir; değiştirdiğinizde anlam kaybolur. Break the ice yerine break the snow demek, Türkçede "buzları eritmek" yerine "karları eritmek" demeye benzer.

Üçüncüsü, Türkçe deyimleri aktarmamak. "Gözden düştü" ya da "ağzından kaçırdı" gibi ifadelerin çevirisi çoğu zaman anlaşılmaz. Bu durumda deyimi bırakıp anlamı sade cümleyle anlatmak en güvenli yoldur: He said it by mistake.

Sık kullanılan İngilizce deyimler: 20 kalıp ve anlamı

DeyimAnlamıÖrnek cümle
a piece of cakeçok kolayThe exam was a piece of cake. (Sınav çok kolaydı.)
break the iceortamı yumuşatmakHe told a joke to break the ice. (Ortamı yumuşatmak için şaka yaptı.)
under the weatherkeyifsiz, hafif hastaI'm feeling a bit under the weather. (Biraz keyifsizim.)
once in a blue moonçok nadirenWe meet once in a blue moon. (Kırk yılda bir görüşürüz.)
get the hang of italışmak, kapmakYou'll get the hang of it soon. (Yakında alışırsın.)
not my cup of teabana göre değilHorror films are not my cup of tea. (Korku filmleri bana göre değil.)
cost an arm and a legçok pahalı olmakThat laptop cost an arm and a leg. (O bilgisayar servet tuttu.)
call it a dayişi bitirmek, paydos etmekLet's call it a day. (Bugünlük bu kadar yeter.)
on the same pageaynı noktada olmakAre we all on the same page? (Hepimiz aynı şeyi mi anlıyoruz?)
long story shortuzun lafın kısasıLong story short, we missed the train. (Uzun lafın kısası treni kaçırdık.)
off the top of my headhemen aklıma gelen, kesin değilOff the top of my head, about twenty. (Şöyle bir düşününce, yirmi kadar.)
out of the bluebirdenbireShe called me out of the blue. (Birdenbire aradı.)
in the long runuzun vadedeIt's cheaper in the long run. (Uzun vadede daha ucuz.)
keep an eye ongöz kulak olmakCan you keep an eye on my bag? (Çantama göz kulak olur musun?)
make up your mindkarar vermekMake up your mind before Friday. (Cumadan önce karar ver.)
get cold feetson anda vazgeçmekHe got cold feet before the interview. (Görüşmeden önce cesareti kırıldı.)
cut to the chasesadede gelmekLet's cut to the chase. (Sadede gelelim.)
hang in theredayanmak, pes etmemekHang in there, it gets easier. (Dayan, kolaylaşacak.)
better late than nevergeç olsun güç olmasınYou finally came. Better late than never!
around the cornerçok yakınSummer is just around the corner. (Yaz kapıda.)

Sohbeti taşıyan günlük tepki ifadeleri

Deyimlerden daha sık işinize yarayacak grup, karşıdakine kısa cevap verirken kullanılan hazır kalıplardır. Bunlar sohbeti ayakta tutar ve düşünmek için zaman kazandırır.

  • No worries. — Sorun değil. (Özür dileyene verilen rahat cevap.)
  • Fair enough. — Makul, anladım. (Karşı görüşü kabul ederken.)
  • It depends. — Duruma bağlı.
  • Same here. — Ben de öyle.
  • Never mind. — Boş ver, önemli değil.
  • Go ahead. — Buyur, devam et.
  • Sounds good. — Kulağa iyi geliyor, olur.
  • I'm not sure, let me think. — Emin değilim, bir düşüneyim.
  • That makes sense. — Mantıklı.
  • Take care. — Kendine iyi bak. (Vedalaşırken.)

Bu kalıplar öbek fiillerle birlikte konuşma dilinin iskeletini kurar; ikisini aynı dönemde çalışmak verimlidir. Öbek fiiller için phrasal verbs rehberimize bakabilirsiniz.

Konularına göre deyimler

Zaman: in no time (çok kısa sürede), run late (gecikmek), at the last minute (son anda). I'm running late, start without me. (Geç kalıyorum, beni beklemeyin.)

Para: a rip-off (kazık), on a tight budget (kısıtlı bütçeyle), split the bill (hesabı bölüşmek). Shall we split the bill? (Hesabı bölüşelim mi?)

Duygu: over the moon (çok mutlu), fed up with (bıkmış), on edge (gergin). I'm fed up with this traffic. (Bu trafikten bıktım.)

İş: touch base (kısaca görüşmek), in the pipeline (hazırlık aşamasında), a ballpark figure (kabaca bir rakam). Let's touch base next week. (Gelecek hafta kısaca görüşelim.)

Yemek ve sosyal hayat: grab a bite (bir şeyler atıştırmak), my treat (benden), drop by (uğramak). Let's grab a bite after work, my treat. (İşten sonra bir şeyler yiyelim, benden.)

Bu dört beş başlığı kendi haftanıza göre çoğaltabilirsiniz. Deyimleri konu başlıkları altında toplamak, alfabetik listeden çok daha işe yarar; çünkü ihtiyaç duyduğunuz an kafanızda o konuyu ararsınız, harfi değil.

Deyim öğrenirken dört pratik kural

Duyduğunuz yerden alın. Listelerden değil, dizide ya da sohbette karşılaştığınız deyimlerden başlayın; çünkü bir kez duyduğunuz deyimi ikinci kez duyma ihtimaliniz yüksektir.

Bağlamı da kaydedin. Deyimin hangi durumda, kime karşı söylendiğini not edin. My bad arkadaş arasında doğaldır, müşteriyle konuşurken I'm sorry, that was my mistake demek gerekir.

Az ama emin olun. Yanlış yerde kullanılan deyim, kullanılmayan deyimden daha çok dikkat çeker. Emin olmadığınız kalıbı anlamak için saklayın, üretmek için değil.

Bağlayıcılarla birleştirin. Deyimler cümle içinde yaşar; anyway, actually, to be honest gibi geçişlerle birlikte kullanıldığında doğal durur. Bu grubu bağlaçlar ve geçiş ifadeleri yazımızda topladık.

Özet ve deneme daveti

Deyimlerde hedef listeyi bitirmek değil, sık duyulanları tanımak ve emin olduğunuz bir avucunu konuşmaya katmaktır. Günlük tepki kalıpları ise deyimlerden bile önce gelir; çünkü sohbeti asıl onlar akıtır. Bu ifadeleri gerçek bir konuşmada denemeden hangilerinin size yakıştığını anlamak zor. Malatya'daki English Talky Cafe masalarında üç dört kişilik gruplarda sohbet ediliyor ve TalkyTech AI sessiz kalanı da sohbete davet ediyor; yeni öğrendiğiniz ifadeleri kullanmak için masaya katılın.

Sık sorulan sorular

Deyimleri kullanmazsam İngilizcem yetersiz mi görünür?
Hayır. Deyim kullanmamak kimseyi rahatsız etmez, yanlış kullanmak ise dikkat çeker. Önce deyimleri anlamayı hedefleyin; emin olduğunuz on-on beş tanesini konuşmaya katmak zaten doğal bir izlenim yaratır.
Türkçe deyimleri İngilizceye çevirebilir miyim?
Genellikle hayır. Deyimler kültüre bağlıdır ve birebir çeviri çoğunlukla anlamsız çıkar. Bunun yerine anlatmak istediğiniz anlamı sade bir cümleyle söylemek daha güvenlidir; ardından karşılığı varsa zaten duyarsınız.
Deyimin biçimini değiştirebilir miyim?
Kelime değiştirmek deyimi bozar. 'A piece of cake' yerine 'a slice of cake' derseniz deyim anlamı kaybolur. Zaman ve kişi çekimleri ise normal biçimde yapılabilir: 'It was a piece of cake.'
İş ortamında deyim kullanmak uygun mu?
Bazıları çok yaygındır ve iş toplantılarında sık duyulur: on the same page, in the long run, touch base. Ancak resmi raporlarda ve çok resmi yazışmalarda deyimden kaçınmak daha uygundur.
deyimlergünlük ifadeleridiomskonuşma kalıpları

Okumak yetmez — konuşmak gerekir

English Talky Cafe masalarında 3–4 kişilik gruplarla konuşun, masa sonunda size özel geri bildirim alın.

Bir masaya katıl

İlgili yazılar

💬