Ana sayfa › Blog › Seyahat İngilizcesi
Seyahatte Alışveriş İngilizcesi: Beden, İade ve Vergi İadesi Cümleleri
· 8 dk okuma · Seyahat İngilizcesi
Alışveriş İngilizcesi: beden sorma, deneme kabini, indirim ve iade konuşmaları, vergi iadesi süreci ve pazarlık kalıpları. Gerçek diyaloglar ve tablo.
Alışveriş İngilizcesi az sayıda kalıba dayanır: bedeni sorma, deneme isteme, fiyatı öğrenme, iade koşulunu teyit etme. Bu dört işi yapabilen biri, yurt dışında hiçbir mağazada zorlanmaz. Vergi iadesi gibi işlemler de aynı mantıkla, birkaç net soruyla yürütülür.
Mağazaya girerken: ilk cümleler
Birçok mağazada içeri girdiğinizde bir satış danışmanı yaklaşır ve yardım teklif eder. Burada tek ihtiyacınız olan iki cevaptır: yardım istiyorsanız ne aradığınızı söylemek, istemiyorsanız kibarca geçiştirmek.
Danışman: Hi, can I help you with anything? (Merhaba, yardımcı olabilir miyim?)
Siz: I'm just looking, thanks. (Sadece bakıyorum, teşekkürler.)
Danışman: Sure, let me know if you need a size. (Tabii, beden lazım olursa söyleyin.)
Siz: Actually, do you have this in a medium? (Aslında, bunun medium bedeni var mı?)
Danışman: Let me check in the back. (Depoya bakayım.)
"I'm just looking" cümlesi hem kibar hem de tartışmasızdır; hiçbir satış danışmanı bunu olumsuz karşılamaz. Yardım isteyecekseniz aradığınız şeyi tarif edin: "I'm looking for a light jacket, something waterproof".
Beden, deneme ve uyum
Beden sistemleri ülkeye ve markaya göre değiştiği için etikete güvenmek en yaygın hatadır. Aynı numara iki mağazada iki farklı bedene karşılık gelebilir; bu yüzden denemek her zaman daha hızlıdır.
| Durum | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|
| Beden sorma | Do you have this in a larger size? | Bunun daha büyük bedeni var mı? |
| Deneme | Could I try this on? | Bunu deneyebilir miyim? |
| Kabin | Where's the fitting room? | Deneme kabini nerede? |
| Uyum | It's a bit tight around the shoulders. | Omuzlarda biraz dar. |
| Renk | Do you have this in another colour? | Başka renkte var mı? |
| Ayakkabı | I'm a 42 in European sizes. | Avrupa numarasıyla 42 giyiyorum. |
| Stok | Is it available in another branch? | Başka şubede var mı? |
| Ayırtma | Could you hold it for me until tomorrow? | Yarına kadar ayırabilir misiniz? |
Kabinde size eşlik eden görevli genellikle kaç parça aldığınızı sorar: "How many items?". Cevabınız tek kelime olabilir. Çıkarken de sık duyacağınız soru şudur: "How did you get on?" ya da "Any luck?"; ikisi de "oldu mu?" anlamına gelir.
Fiyat, indirim ve ödeme
Fiyat sorarken kısa olun: "How much is this?" ya da etiket görünmüyorsa "Could you check the price for me?". İndirim dönemlerinde sık geçen kelimeleri tanımak da işinizi kolaylaştırır: sale (indirim), discount (iskonto), two for one (bir alana bir), final sale (iadesiz satış), clearance (stok temizliği).
Kasada geçen konuşma çok kısadır ve neredeyse her yerde aynıdır: "Are you paying by card or cash?", "Would you like a bag?", "Do you have a loyalty card?", "Would you like the receipt in the bag?". Bu dört soruyu tanıyan biri kasada hiç düşünmeden ilerler.
"Final sale" ya da "as is" ibaresi gördüğünüzde dikkatli olun; bu ürünlerin iadesi genellikle kabul edilmez. Emin olmak için tek bir cümle yeterli: "Can this be returned if it doesn't fit?".
İade ve değişim konuşması
İade, alışveriş İngilizcesinin en çok ezber gerektirmeyen ama en çok netlik isteyen bölümüdür. Üç bilgi verin: ne aldınız, neden iade ediyorsunuz, ne istiyorsunuz.
Siz: Hi, I'd like to return this shirt. It doesn't fit. (Merhaba, bu gömleği iade etmek istiyorum. Olmadı.)
Görevli: Do you have the receipt? (Fişiniz var mı?)
Siz: Yes, here it is. I bought it two days ago. (Evet, buyurun. İki gün önce aldım.)
Görevli: Would you like a refund or an exchange? (İade mi istersiniz, değişim mi?)
Siz: A refund, please. Back to the same card. (İade lütfen. Aynı karta.)
Ürün bozuk çıktıysa cümleniz biraz değişir: "This is faulty, the zip is broken". İade süresi, kartla geri ödeme yöntemi ve fiş zorunluluğu mağazadan mağazaya farklıdır; satın alırken sorup fişi saklamak en güvenli yoldur.
Market ve eczane alışverişi
Seyahatte en sık girilen yer aslında giyim mağazası değil, markettir. Burada konuşma neredeyse yoktur ama birkaç kelimeyi tanımak zaman kazandırır: checkout (kasa), aisle (reyon arası), best before (tavsiye edilen tüketim tarihi), refrigerated (soğukta saklanan), own brand (market markası).
Bir ürünü bulamadığınızda tek cümle yeter: "Excuse me, where can I find the bread?". Kasada ise size iki soru sorulur: poşet isteyip istemediğiniz ve ödeme şekliniz. Bazı ülkelerde poşet ücretlidir ve kendi çantanızı getirmeniz beklenir.
Eczanede konuşma biraz daha dikkat ister, çünkü ilaç isimleri ülkeden ülkeye farklıdır. Etken maddeyi ya da şikâyeti söylemek en pratik yoldur: "Do you have something for a headache?", "Is this available without a prescription?". Reçete zorunluluğu ve satılan ilaçlar ülkeye göre değiştiği için ülkenizdeki alışkanlığınıza göre hareket etmeyin.
Vergi iadesi: süreci sormanın doğru yolu
Yurt dışında yaşamayan yolcular bazı ülkelerde alışverişlerinde vergi iadesi alabilir. Süreç genel olarak üç adımdır: mağazadan belge almak, ülkeden çıkarken bu belgeyi onaylatmak ve iadeyi almak.
Mağazada kullanacağınız cümle şudur: "I'm a visitor, can I get tax-free forms for this purchase?". Ardından iki soru sorun: "What do I need to do at the airport?" ve "Is there a minimum purchase amount?". Alt limitler, iade oranları ve uygunluk koşulları ülkeye göre değişir ve güncellenir; bu yüzden hiçbir rakamı önceden doğru varsaymayın, mağazadan ve gümrükten güncel bilgiyi alın.
Havalimanında ise ürünleri gösterebilmeniz istenebilir, bu yüzden aldıklarınızı bagajın dibine koymayın. Gümrük hattında kullanacağınız ifadeleri gümrük ve vize görüşmesi yazımızda topladık.
Pazar, el sanatları ve pazarlık
Sokak pazarlarında konuşma daha rahattır ve kısa cümleler yeterlidir. Pazarlık geleneği ülkeye göre değiştiğinden önce nazikçe yoklayın: "Is the price negotiable?" ya da "Could you do a better price if I take two?".
Ürün hakkında soru sormak hem bilgi verir hem sohbeti açar: "Is this handmade?", "What's it made of?", "Is it fragile? Could you wrap it?". Hediyelik eşya alırken "Could you wrap it as a gift?" cümlesi de sık işe yarar.
Almaktan vazgeçtiyseniz tartışmaya girmeden çıkın: "Thanks, I'll think about it." Bu cümle her yerde nazik ve kesin bir kapanıştır. Yemek alışverişinde kullanacağınız benzer kısa kalıplar için restoran İngilizcesi rehberimize bakabilirsiniz.
Özet ve pratik önerisi
Alışveriş İngilizcesinde dört soru her kapıyı açar: bedeni var mı, deneyebilir miyim, ne kadar, iade edebilir miyim. Beden tablolarına ve vergi iadesi oranlarına dair ezber yapmak yerine bunları soracak cümleleri öğrenin, koşulları mağazadan ve gideceğiniz ülkenin güncel kurallarından teyit edin. Bu kısa diyalogları gerçek bir karşı tarafla denemek en hızlı öğrenme yolu; English Talky Cafe'nin konuşma masalarında prova edebilirsiniz, ilk oturumunuz için masaya katılın.
Sık sorulan sorular
Beden numaraları ülkeler arasında farklı mı?
Vergi iadesi nasıl işler?
İade yaparken hangi belgeler gerekir?
Pazarlık yapmak uygun mu?
Okumak yetmez — konuşmak gerekir
English Talky Cafe masalarında 3–4 kişilik gruplarla konuşun, masa sonunda size özel geri bildirim alın.
Bir masaya katıl