TREN Masaya katıl

Ana sayfa › Blog › Üniversite & Akademik

İngilizce Eğitim Veren Bölümler: Tamamen İngilizce Okumak Nasıl Bir Şey?

· 9 dk okuma · Üniversite & Akademik

İngilizce eğitim veren bölümlerde okumak nasıl? Avantajlar, ilk yıl zorlukları, ders yükü ve tercih öncesi bilinmesi gerekenler dürüst bir anlatımla.

İngilizce eğitim veren bölümlerde okumak, dersleri İngilizce dinlemekten ibaret değil: sınavlar, ödevler, sunumlar ve kaynakların tamamı bu dilde yürür. İlk dönem çoğu öğrenci için yorucu geçer, çünkü konu ile dil aynı anda öğrenilir. İkinci dönemden itibaren yük belirgin biçimde hafifler ve mezuniyette elinizde alanınızın terminolojisine hâkim bir İngilizce kalır.

Aşağıda bu bölümlerde okumanın günlük gerçeğini, ilk yılın zorluklarını, uzun vadeli kazanımlarını ve tercih öncesi kontrol etmeniz gerekenleri anlatıyoruz.

Öğretim dili ne anlama geliyor?

Üniversitelerde birden fazla model var. Tamamen İngilizce programlarda bütün dersler bu dilde işlenir. Kısmi İngilizce programlarda derslerin belirli bir oranı İngilizce, kalanı Türkçedir. Türkçe programlarda ise yalnızca ortak zorunlu yabancı dil dersleri bulunur.

Bu oranlar ve hangi derslerin hangi dilde okutulduğu üniversiteden üniversiteye, hatta aynı üniversite içinde bölümden bölüme değişiyor. Tercih yapmadan önce ilgili bölümün ders kataloğuna bakmak, tanıtım metinlerine güvenmekten çok daha güvenilir.

Bir de uygulamadaki fark var: kâğıt üzerinde İngilizce olan bir ders, pratikte karma yürütülebiliyor. Bunu öğrenmenin en iyi yolu, o bölümde okuyan bir üst sınıf öğrencisine sormak.

İlk yıl neden zor?

İlk dönemin zorluğu genellikle üç şeyden kaynaklanıyor. Birincisi terminoloji: her dersin kendi otuz kırk terimi var ve bunlar Türkçe karşılıklarıyla birlikte öğrenilmek zorunda. İkincisi okuma hızı: İngilizce ders kitabı okumak, Türkçe okumaya göre başlangıçta çok daha yavaş ilerliyor.

Üçüncüsü sınav yazma. Bildiğiniz bir konuyu İngilizce anlatmak ayrı bir beceri ve sınav süresi içinde yapılması gerekiyor. Konuyu bilen ama yazamayan öğrenci, ilk sınavlarda hak ettiğinden düşük not alabiliyor.

Bu üçü de geçici. Terim defteri tutan, haftada birkaç saat İngilizce okuma yapan ve sınav öncesi konuyu İngilizce yazarak tekrar eden öğrencilerde fark birkaç ay içinde kapanıyor. Ders takibi teknikleri için İngilizce ders dinleme ve not alma yazısına bakabilirsiniz.

Avantajlar ve maliyetler

KonuAvantajMaliyet
Kaynak erişimiAlanın güncel literatürü doğrudan okunabilirİlk yıl okuma hızı düşük
KariyerUluslararası iş ve yüksek lisans yolu açıkHazırlık yılı zaman maliyeti
Değişim programlarıDil şartı çoğu zaman daha kolay karşılanırYoğun dönemde ek hazırlık gerekir
Not ortalamasıTerminoloji sağlam otururİlk dönem düşüş riski

Tablo genel bir çerçeve; her bölümün kendi koşulları var. Ama şu ayrım genel olarak geçerli: maliyetlerin çoğu ilk yıla sıkışıyor, avantajlar ise mezuniyetten sonra da devam ediyor.

Günlük hayat nasıl görünüyor?

Tipik bir hafta şöyle geçiyor: slaytlar ve ders notları İngilizce, kitap İngilizce, ödev İngilizce yazılıyor, ama sınıf içindeki sohbetler ve grup çalışmaları çoğunlukla Türkçe yürüyor. Yani yazılı dil yoğun biçimde kullanılıyor, sözlü dil ise neredeyse hiç kullanılmıyor.

Bu dengesizlik zamanla belirgin bir profil yaratıyor: makale okuyabilen, ödev yazabilen ama tanımadığı biriyle beş dakika sohbet edemeyen öğrenci. Bunu fark eden öğrenciler ikinci sınıftan itibaren kendi konuşma düzenini kuruyor; fark etmeyenler mezuniyete kadar aynı noktada kalabiliyor.

Konuşma tarafı: en çok ihmal edilen kısım

İngilizce bölümde okuyan öğrencilerin en çok şaşırdığı şey, dört yıl sonunda hâlâ konuşmakta zorlanabilmek. Sebebi basit: ders okuma, dinleme ve yazma üretiyor ama konuşma üretmiyor. Sunum dönemleri dışında ağzınızı açmadığınız haftalar geçebiliyor.

Bu, mezuniyetten sonra iş görüşmelerinde ortaya çıkan bir boşluk. Alanının makalesini rahat okuyan bir mezun, kendini tanıtırken tökezleyebiliyor. Boşluğu kapatmanın tek yolu düzenli konuşma pratiğini programın dışında kurmak.

Haftada birkaç saat yeterli, ama düzenli olması şart. Sunum döneminde yoğunlaşıp geri kalan aylarda hiç konuşmamak işe yaramıyor; akıcılık süreklilik isteyen bir beceri.

Tercih öncesi kontrol listesi

  • Öğretim dili oranı: Bölümün ders kataloğunda hangi derslerin hangi dilde olduğu yazıyor mu?
  • Hazırlık zorunluluğu: Zorunlu mu, isteğe bağlı mı; muafiyet nasıl alınıyor?
  • Muafiyet için kabul edilen sınavlar: Hangi sınavlar geçerli ve puanların geçerlilik süresi ne?
  • Dil desteği: Hazırlık sonrası akademik yazma veya konuşma desteği sunuluyor mu?
  • Değişim imkânları: Bölümün anlaşmalı olduğu üniversiteler ve kontenjan durumu nasıl?

Bu bilgilerin hepsi kurumdan kuruma değişiyor ve dönemsel olarak güncelleniyor. Forum yorumları yerine üniversitenin resmi sayfalarını ve yönergelerini kaynak alın.

Bir şeyi de baştan bilmekte fayda var: aynı bölümün İngilizce ve Türkçe programı arasındaki fark yalnızca dil değil. Kontenjan, taban sıralama, değişim anlaşmaları ve bazen ders içerikleri de farklılaşabiliyor. Tercih listesi yaparken iki programı ayrı ayrı incelemek, ikisini aynı bölümün iki versiyonu saymaktan daha doğru bir yaklaşım.

Kimler için iyi bir tercih?

Akademik kariyer düşünenler, uluslararası şirketlerde çalışmayı hedefleyenler ve yurt dışında yüksek lisans planı olanlar için İngilizce bölüm belirgin bir avantaj. Bu hedeflerin hepsinde alanın İngilizce terminolojisine hâkim olmak başlangıç şartı.

Diğer yandan, dili sıfıra yakın bir seviyeden başlıyorsanız ve aynı zamanda zorlu bir bölüm okuyacaksanız yükü hafife almayın. Bu durumda hazırlık yılını ciddiye almak ve konuşma tarafını dışarıdan desteklemek fark yaratıyor. Ayrıca bu bölümlerde değişim programı imkânları genellikle daha geniş olduğu için değişim programı derslerinde İngilizce yazısı da erken bir okuma olarak işinize yarayabilir.

Dört yılı verimli geçirmek

İngilizce bölümde okumanın en büyük avantajı, dilin ayrı bir uğraş olmaktan çıkıp eğitimin içine gömülmesi. Ama bu avantaj kendiliğinden gerçekleşmiyor. Derslere hazırlıksız giren ve kaynakların Türkçe özetleriyle idare eden bir öğrenci, dört yıl sonunda İngilizce bölümde okumuş ama İngilizce öğrenmemiş oluyor.

Fark yaratan alışkanlıklar basit: her ders için terim defteri tutmak, kaynakları Türkçe özetlerinden değil aslından okumak, her dönem en az bir sunumu ciddiye alarak hazırlamak ve haftada birkaç saat konuşmak. Dördü birden yapıldığında mezuniyette elinizde gerçek bir dil oluyor.

Özet ve ilk adım

Tamamen İngilizce bir bölümde okumak, ilk yılın yükünü kabul edip sonraki yılların kazanımını almak demek. Zorluk terminoloji, okuma hızı ve sınav yazmada yoğunlaşıyor ve düzenli çalışmayla birkaç ay içinde aşılıyor. Programın ihmal ettiği tek beceri konuşma; onu dışarıdan eklemek gerekiyor. Öğretim dili oranı, hazırlık zorunluluğu ve muafiyet koşulları kurumdan kuruma değiştiği için kendi üniversitenizin kataloğunu ve yönergesini kontrol edin. English Talky Cafe'de üç dört kişilik masalarda gramer dersi, ödev ve not olmadan yalnızca konuşuluyor; TalkyTech AI soruyu açıyor, söz sırasını dağıtıyor ve masa sonunda kişisel geri bildirim veriyor. Bölümünüzün eksik bıraktığı konuşma tarafını kurmak için masaya katılın.

Sık sorulan sorular

Yüzde otuz İngilizce ile tamamen İngilizce arasındaki fark ne?
Kısmi İngilizce programlarda derslerin bir bölümü İngilizce, kalanı Türkçe işlenir; tamamen İngilizce programlarda ise neredeyse bütün dersler, sınavlar ve ödevler İngilizce yürür. Hangi bölümün hangi kapsamda olduğu üniversitenin ders kataloğunda belirtilir; tercih öncesi buradan kontrol edin.
İngilizce bölümde okumak notumu düşürür mü?
İlk dönemde bir miktar düşüş yaşayan öğrenciler var, çünkü hem konu hem dil aynı anda öğreniliyor. Bu etki genellikle ikinci dönemden itibaren azalıyor. Dil nedeniyle kalıcı bir dezavantaj oluşması, düzenli ders takibi ve terim çalışmasıyla büyük ölçüde önlenebiliyor.
Hazırlık okumadan İngilizce bölüme başlanabilir mi?
Muafiyet sınavını geçerek veya kabul edilen bir dil sınavı puanı sunarak mümkün olabilir. Ancak muafiyet almak, derslerin kolay geleceği anlamına gelmiyor; akademik dil ayrı bir katman. Muafiyet koşullarını kendi üniversitenizin yönergesinden kontrol edin.
Sınavlarda Türkçe yazabilir miyim?
Bu tamamen dersin ve bölümün kuralına bağlı. Bazı öğretim üyeleri karma cevaba izin verirken bazıları tamamen İngilizce cevap ister. Dönem başında ders izlencesini okuyup belirsizse doğrudan hocaya sormak en doğrusu.
ingilizce bölümöğretim dilitercihüniversite

Okumak yetmez — konuşmak gerekir

English Talky Cafe masalarında 3–4 kişilik gruplarla konuşun, masa sonunda size özel geri bildirim alın.

Bir masaya katıl

İlgili yazılar

💬