Ana sayfa › Blog › Üniversite & Akademik
İngilizce Anlatılan Derste Not Alma: Anlamadan Yazmayı Bırakmak
· 8 dk okuma · Üniversite & Akademik
İngilizce ders dinleme ve not alma nasıl yapılır? Anlamadığınız dersi takip etmenin, etkili not tutmanın ve ders sonrası toparlamanın yolları.
İngilizce ders dinleme sırasında yaşanan asıl sorun kelime bilmemek değil, aynı anda dinleyip yazmaya çalışmaktır. Beyin ikinci dilde iki işi aynı hızda yapamaz; yazmaya odaklanınca dinleme kopar, dinlemeye odaklanınca not kaybolur. Çözüm daha hızlı yazmak değil, daha az yazmak: ders sırasında iskelet tutup, ders sonrası yirmi dakikada notu tamamlamak.
Aşağıda İngilizce anlatılan bir derste hayatta kalmanın somut yöntemlerini, ders öncesi hazırlığın neden belirleyici olduğunu ve not sistemini nasıl kuracağınızı anlatıyoruz.
Dersin büyük kısmı derse girmeden kazanılıyor
İngilizce ders takibinde en büyük fark, on dakikalık bir ders öncesi hazırlıkla yaratılıyor. Konunun başlığını bilerek derse giren öğrenci, bilmeden giren öğrenciye göre çok daha fazlasını anlıyor. Sebebi basit: beyin tanıdık bir kelimeyi yabancı bir kelimeden çok daha hızlı işliyor.
Pratik yöntem şu: dersten önce slaytı veya kitabın ilgili bölümünü açın, sadece başlıkları ve kalın yazılmış terimleri okuyun. Bilmediğiniz beş terimi Türkçe karşılığıyla not edin. Bu on dakika, derste kaybolacağınız anların çoğunu ortadan kaldırıyor.
Bir adım daha ileri gitmek isterseniz, konunun Türkçe kaynaktan kısa bir özetini okuyun. Kavramı kendi dilinizde tanıdığınızda, İngilizce anlatımda sadece kelimeleri eşleştirmeniz yeterli oluyor. Kavramı ve dili aynı anda öğrenmeye çalışmak, ikisini ayırmaktan çok daha yorucu.
Ders sırasında ne yazmalı, ne yazmamalı?
Ders sırasında cümle yazmaya çalışmak en yaygın hata. Hoca konuşurken yazdığınız her tam cümle, kaçırdığınız üç cümle demek. Bunun yerine anahtar kelime, ok, kısaltma ve numaralandırma kullanın.
- Yaz: Terimler, tanımlar, sayılar, sıralamalar, hocanın "bu önemli" dediği yerler, tahtaya yazdığı her şey.
- Yazma: Slaytta zaten yazan cümleler, uzun açıklamalar, örneğin tamamı.
- İşaretle: Anlamadığınız anları soru işaretiyle işaretleyin ve geçin. Takılıp kalmak dersin geri kalanını kaybettirir.
- Boşluk bırak: Her konu başlığının altına birkaç satır boş bırakın; ders sonrası tamamlama buraya yazılır.
Bu sistemin özü, ders sırasında mükemmel not tutmaktan vazgeçmek. Amaç dersi kaydetmek değil, ders sonrası hatırlamanızı sağlayacak kancaları yakalamak.
Ders sonrası yirmi dakika kuralı
Notun gerçek değeri dersten sonraki yirmi dakikada oluşuyor. Ders biter bitmez, hafıza hâlâ tazeyken notlarınızı açın ve boş bıraktığınız satırları doldurun. Soru işaretiyle bıraktığınız yerleri slayttan, kitaptan veya arkadaşınızdan tamamlayın.
Bu işlem aynı zamanda bir tekrar olduğu için, sınav döneminde harcayacağınız süreyi ciddi biçimde kısaltıyor. İngilizce anlatılan derslerde bunun etkisi Türkçe derslere göre daha büyük, çünkü unutulan şey sadece bilgi değil, bilginin geçtiği terminoloji.
| Zaman | Süre | Yapılan iş |
|---|---|---|
| Dersten önce | 10 dakika | Başlık ve terim taraması |
| Ders sırasında | - | Anahtar kelime ve işaretleme |
| Dersten hemen sonra | 20 dakika | Boşlukları doldurma, soru işaretlerini kapatma |
| Hafta sonu | 15 dakika | Terim listesini sesli tekrar |
Not tutma biçiminizi de sadeleştirin. Renkli kalemlerle süslenmiş, temize çekilmiş defterler güzel görünüyor ama öğrenmeye katkısı sınırlı. Aynı süreyi terimleri sesli tekrar etmeye ya da konuyu birine anlatmaya harcamak çok daha fazla getiriyor. Defterin işlevi hatırlatmak, sergilenmek değil.
Anlamadığınız anlarda ne yapılır?
Derste bir noktayı kaçırdığınızda yapılacak en kötü şey, o noktayı çözmeye çalışırken dersin geri kalanını kaybetmek. İkinci en kötü şey, hiç sormamak. Doğru refleks, işaretleyip devam etmek ve ders sonunda tek bir net soru sormak.
Soru sorarken kullanacağınız iki üç kalıbı ezberlemek işi çok kolaylaştırıyor: "Could you go over the last part again?", "I didn't follow the step after...", "Could you clarify what you meant by...?". Kalıp hazır olduğunda soru sormak bir cesaret meselesi olmaktan çıkıyor.
Bir de dinleme alışkanlığı meselesi var. Hocanın aksanına ve konuşma hızına alışmak zaman alıyor. Ders dışında aynı alanda İngilizce ders videoları izlemek bu alışmayı hızlandırıyor; kulağınız akademik anlatım ritmine alıştığında sınıftaki anlama oranınız kendiliğinden yükseliyor.
Grup çalışmasının gücünü küçümsemeyin
İngilizce anlatılan derslerde tek başına çalışmak gereksiz yere zorlaştırıyor. Üç kişilik bir not paylaşım grubu kurduğunuzda, birinin kaçırdığı dakikayı diğeri yakalamış oluyor ve notlar dönem ortasında çok daha eksiksiz hâle geliyor.
Bu grubun ikinci faydası anlatma zorunluluğu. Bir konuyu arkadaşınıza İngilizce terimlerle anlatmaya çalıştığınızda, tam olarak neyi anlamadığınızı anında fark ediyorsunuz. Sessizce okurken "anladım" sanılan bölümlerin çoğu, anlatmaya kalkınca dağılıyor. Haftada yarım saatlik böyle bir oturum, tek başına yapılan iki saatlik tekrardan daha fazla iş görüyor.
Terim defteri: en çok işe yarayan tek alışkanlık
İngilizce okuyan öğrencilerin çoğu genel kelime çalışır ama asıl ihtiyaç duydukları şey alan terimleridir. Her dersin kendi otuz kırk terimi var ve bu terimler dönem boyunca tekrar ediyor. Bu terimleri önceden bilen öğrenci, dersin akışını belirgin biçimde daha rahat takip eder.
Basit bir sistem yeterli: her ders için tek sayfa, üç sütun. Terim, Türkçe karşılık, dersteki kullanım cümlesi. Üçüncü sütun kritik, çünkü terimin nasıl kullanıldığını göstermeyen bir liste ezberden ibaret kalıyor.
Bu terimleri sadece okumak yerine sesli tekrar etmek de sınav dışında işe yarıyor: sunum yaparken veya soru cevaplarken telaffuzunu hiç denememiş olduğunuz bir terimi ilk kez seyirci önünde söylemek zorunda kalmıyorsunuz. Akademik dilin genel çerçevesini akademik İngilizce nedir yazısında ele aldık.
Tamamen İngilizce bölümde okuyanlar için ek not
Öğretim dili tamamen İngilizce olan bölümlerde bu alışkanlıklar seçenek değil, zorunluluk. İlk dönem zor geçiyor ve bu zorluğu yetersizlik olarak yorumlayan öğrenciler gereksiz yere bölüm değiştirmeyi düşünüyor. Oysa anlama oranı genellikle birkaç hafta içinde belirgin şekilde yükseliyor.
Bölümünüzün öğretim dili, ders geçme koşulları ve dil desteği imkânları üniversiteden üniversiteye değişir. Bu ayrıntıları kendi bölümünüzün ders kataloğundan ve yönergesinden kontrol edin. Tamamen İngilizce okumanın günlük gerçeğini İngilizce eğitim veren bölümler yazısında anlattık.
Özet ve ilk adım
İngilizce anlatılan derste hayatta kalmanın yolu daha hızlı yazmak değil, daha az yazmak ve dersi üç parçaya bölmek: on dakikalık ön hazırlık, ders sırasında iskelet not, ders sonrası yirmi dakikalık tamamlama. Anlamadığınız yeri işaretleyip devam edin, hazır soru kalıpları edinin ve her ders için bir terim defteri tutun. English Talky Cafe'de üç dört kişilik masalarda gramer dersi, ödev ve not olmadan yalnızca konuşuluyor; TalkyTech AI soruyu açıyor, söz sırasını dağıtıyor ve masa sonunda kişisel geri bildirim veriyor. Derste soru sormaya ve konuşmaya alışmak için masaya katılın.
Sık sorulan sorular
Dersi hiç anlamıyorum, bırakmalı mıyım?
Dersi kaydetmek faydalı mı?
İngilizce mi Türkçe mi not almalıyım?
Slaytlar varken not almaya gerek var mı?
Okumak yetmez — konuşmak gerekir
English Talky Cafe masalarında 3–4 kişilik gruplarla konuşun, masa sonunda size özel geri bildirim alın.
Bir masaya katıl