Ana sayfa › Blog › Kültür & Günlük Hayat
İngilizce Alışveriş Dili: Fiyat Sorma, İade ve Şikâyet Kalıpları
· 7 dk okuma · Kültür & Günlük Hayat
İngilizce alışveriş dili: fiyat sorma, indirim isteme, iade ve şikâyet kalıpları. Mağazada ve online alışverişte işinize yarayacak cümleler ve tablolar.
İngilizce alışveriş dili sanıldığından dar bir kalıp kümesine dayanır: fiyat sorma, beden ve stok sorma, ödeme, iade ve şikâyet. Bu beş alanın her biri için üç dört cümle bilmek, mağazada da online destek hattında da çoğu durumu çözer. Zorluk kelimede değil, hızda.
Mağazaya girerken: yardım teklifi ve cevabı
Birçok mağazada görevli hemen yaklaşır ve Can I help you with anything? ya da Are you looking for anything in particular? diye sorar. Bu bir baskı değil, standart bir karşılamadır ve kısa bir cevap beklenir.
Yardım istemiyorsanız I am just browsing, thanks. demek yeterlidir. İstiyorsanız doğrudan konuya girebilirsiniz: I am looking for a winter jacket. Bu iki cümle, mağaza girişlerinin neredeyse tamamını karşılar.
Bir şeyi bulamadığınızda ise Excuse me, where would I find the shoes? kalıbı kullanılır. Excuse me ile başlamak, dikkat çekmenin standart yoludur ve özür anlamı taşımaz.
İngilizce alışveriş dili: fiyat, beden ve stok sorma
| Durum | Kalıp | Türkçesi |
|---|---|---|
| Fiyat | How much is this? | Bu ne kadar? |
| Fiyat teyidi | Is this the sale price? | Bu indirimli fiyat mı? |
| Beden | Do you have this in a medium? | Bunun orta bedeni var mı? |
| Renk | Does it come in black? | Siyahı var mı? |
| Stok | Have you got any left in stock? | Stokta kalan var mı? |
| Deneme | Could I try this on? | Deneyebilir miyim? |
| Ayırtma | Could you hold this for me? | Bunu benim için ayırabilir misiniz? |
Beden adlandırması ülkeye göre değişir; ayakkabı ve kıyafet numaraları İngiltere, ABD ve Avrupa sistemlerinde farklıdır. Bu yüzden numara söylemek yerine What is this in European sizes? diye sormak daha güvenli olabilir. Sayı okuma kalıplarını İngilizcede sayılar, tarih ve saat yazısında topladık.
Pazarlık: nerede yapılır, nasıl açılır?
Birçok İngilizce konuşulan ortamda zincir mağazalarda pazarlık beklenmez; etiket fiyatı sabittir ve indirim istemek tuhaf karşılanabilir. Buna karşılık pazar yerleri, ikinci el satışlar, antikacılar ve bazı bağımsız satıcılar pazarlığa açıktır.
Pazarlığı açarken doğrudan fiyat söylemek yerine kapı aralayan bir soru kullanmak daha yumuşak durur.
- Is there any flexibility on the price? (Fiyatta esneklik var mı?)
- Would you take forty for it? (Kırka verir misiniz?)
- Is that the best you can do? (Son fiyatınız bu mu?)
- I will take two if you can do a deal. (Uygun olursa iki tane alırım.)
- I am going to think about it, thanks. (Düşüneyim, teşekkürler.) — kibarca çekilmek için
Pazarlıkta ton en az kelime kadar önemlidir. Sakin ve gülümseyen bir yaklaşım, ısrarcı bir tondan daha sık sonuç verir. Anlaşma olmazsa teşekkür edip ayrılmak tamamen normaldir.
Ödeme ve kasa diyalogları
Kasada duyacağınız cümleler oldukça standarttır. Cash or card? (Nakit mi kart mı?), Would you like a bag? (Poşet ister misiniz?), Do you have a loyalty card? (Üyelik kartınız var mı?), Would you like the receipt? (Fiş ister misiniz?)
Cevaplar kısa tutulur: Card, please. / No bag, thanks. / Yes, please. Ödeme sırasında Insert your card (kartı takın), Enter your PIN (şifreyi girin), Remove your card (kartı çıkarın) gibi ekran uyarıları da yaygındır.
Bir de fiyat uyuşmazlığı durumu vardır ve nazikçe belirtilir: Sorry, I think this was marked as fifteen on the shelf. Bu cümle suçlayıcı değildir ve çoğu yerde kontrol edilir.
İade ve değişim
İade koşulları mağazadan mağazaya ve ülkeden ülkeye değişir; bu yüzden tek bir kural vermek doğru olmaz. Ancak kullanılan dil oldukça sabittir ve birkaç cümle her yerde iş görür.
- I would like to return this, please. (Bunu iade etmek istiyorum.)
- Could I exchange this for a larger size? (Bunu bir büyük bedenle değiştirebilir miyim?)
- It does not fit. (Olmadı, bedeni uymadı.)
- It is faulty. (Arızalı, kusurlu.)
- I have got the receipt here. (Fiş burada.)
- Could I get a refund rather than store credit? (Mağaza kredisi yerine para iadesi alabilir miyim?)
Görevli genellikle Do you have the receipt? ve What seems to be the problem? diye sorar. İkinci soruya tek cümlelik net bir cevap vermek süreci hızlandırır; uzun açıklamalar gerekmez.
Şikâyet etmek: sakin ama net
Şikâyet dili üç parçadan oluşur: sorunun tarifi, istenen çözüm ve yapıcı bir kapanış. Sert bir ton çoğu ortamda sonucu hızlandırmaz, hatta karşı tarafı savunmaya iter.
Sorunu tarif ederken kişiselleştirmemek işe yarar: There seems to be a problem with this order. cümlesi, You made a mistake. cümlesinden daha etkilidir. Ardından ne istediğinizi net söyleyin: I would like a replacement, if possible.
Sonuç alamazsanız bir üst basamağa geçmenin de kalıbı vardır: Could I speak to the manager, please? Bu cümle kaba değildir ve yaygın biçimde kullanılır. Aynı netlik, kurumla yapılan resmî görüşmelerde de işe yarar: sorunu söyle, çözümü söyle, sakin kal.
Online alışveriş ve destek yazışması
İnternetten alışverişte karşınıza çıkan kelimeler de dar bir gruptur: cart ya da basket (sepet), checkout (ödeme adımı), shipping (kargo), tracking number (takip numarası), out of stock (stokta yok), backorder (sonradan gönderim), refund (para iadesi).
Destek ekibine yazarken kısa ve sıralı bir mesaj en hızlı sonucu verir: sipariş numarası, sorun, istenen çözüm. Hello, my order number is 48213. The item arrived damaged. Could I request a replacement? Thank you. Bu yapı üç cümlede her şeyi söyler.
Restoran ve kafe siparişlerinde kullanılan benzer kalıpları ise İngilizce yemek ve mutfak terimleri yazısında bulabilirsiniz.
Özet: beş alan, yirmi cümle
İngilizce alışveriş dili beş alanda toplanır: sorma, deneme, ödeme, iade ve şikâyet. Her biri için üç dört cümle bilmek, mağazada da internette de yeterlidir; gerisi tekrar ve hızdır. Şikâyet ve iade konuşmalarında ise sakin ve net kalmak, kelime bilgisinden daha çok fark yaratır. English Talky Cafe masalarında bu tür günlük sahneler sık sık canlandırılıyor; üç-dört kişilik masalarda TalkyTech AI soruyu açıyor, söz sırasını dağıtıyor, sessiz kalanı sohbete davet ediyor ve masa sonunda kişisel geri bildirim veriyor. Konuşma sırasında araya girip düzeltme yapılmıyor. Bu cümleleri gerçek bir sohbette denemek için masaya katılın.
Sık sorulan sorular
İngilizce konuşulan ülkelerde pazarlık yapılır mı?
İade ederken hangi cümle gerekir?
Sadece bakıyorum nasıl denir?
Şikâyet ederken sert mi olmalıyım?
Okumak yetmez — konuşmak gerekir
English Talky Cafe masalarında 3–4 kişilik gruplarla konuşun, masa sonunda size özel geri bildirim alın.
Bir masaya katıl