Ana sayfa › Blog › Çocuklar İçin İngilizce
Çocuklarla Evde İngilizce Pratiği: İngilizceniz Zayıfken Bile Yapabilecekleriniz
· 5 dk okuma · Çocuklar İçin İngilizce
Çocuklarla evde İngilizce pratiği için öğretmen olmanıza gerek yok. Kendi İngilizceniz zayıfken bile işe yarayan günlük rutinler ve somut oyun örnekleri.
Çocuklarla evde İngilizce pratiği yapmak için İngilizce bilmeniz gerekmiyor; dili evin içinde görünür ve keyifli tutmanız yetiyor. Velinin işi ders anlatmak değil, çocuğun İngilizceyi kullanacağı küçük anlar yaratmak. Doğru kurulmuş on dakikalık bir rutin, zorlama bir saatlik çalışmadan daha fazla iz bırakır.
Aşağıdaki öneriler, kendi İngilizcesi başlangıç seviyesinde olan veliler düşünülerek yazıldı. Hiçbirinde bir metni çevirmeniz, kural açıklamanız ya da çocuğu sınamanız gerekmiyor.
Önce beklentiyi düzeltelim: siz öğretmen değilsiniz
Evde İngilizce çalışmalarının çoğu, veli öğretmen rolüne soyunduğu için tıkanır. "Bunun anlamı ne?", "Dün öğrendiğini söyle bakayım", "Yanlış, tekrar et" cümleleri bir anda evi sınıfa, çocuğu da sınav olan tarafa çevirir. Çocuk için ev, yanlış yapmanın bedelsiz olduğu tek yer olmalı.
Velinin üç işi var: modeli sunmak, ilgiyi göstermek, düzeni korumak. Modeli sunmak, cümleyi kendiniz kullanmak demek. İlgiyi göstermek, çocuk bir şey söylediğinde içeriğine tepki vermek demek — "Aferin, doğru söyledin" değil, "Gerçekten mi? Ben de öyle düşünüyorum" gibi. Düzeni korumak ise o günlük on dakikayı aksatmamak.
Bir de düzeltme meselesi var. Çocuk "I goed to school" dediğinde araya girip kuralı anlatmak gerekmiyor. Aynı cümleyi doğru haliyle tekrar etmek yeterli: "Oh, you went to school!" Çocuk doğru biçimi duyar, akış bozulmaz, utanç doğmaz. Bu yöntem konuşma masalarında da kullandığımız yaklaşımın ev sürümü; İngilizce masalarımızda da konuşmanın ortasında düzeltme yapılmaz, geri bildirim sonda verilir.
Çocuklarla evde İngilizce pratiği için sabit anlar kurun
Dilin eve yerleşmesinin en kolay yolu, onu zaten var olan bir alışkanlığın üstüne bindirmek. Yeni bir zaman dilimi yaratmaya çalışmayın; mevcut rutini kullanın.
- Sabah giyinirken: "Where are your socks?", "Put on your shoes", "Let's go!" Aynı üç cümle her sabah tekrar eder, bir ay içinde çocuk cevabı da verir.
- Kahvaltıda: Masadaki üç şeyin adını İngilizce söyleyin, gerisini Türkçe konuşun. Tam İngilizce kahvaltı yapmaya çalışmak sürdürülebilir değil.
- Arabada ya da yolda: Pencereden görülen renkleri, sayıları, hayvanları söyleme oyunu. Sıra sizde, sıra onda.
- Yatmadan önce: Aynı resimli kitabı tekrar tekrar okumak. Tekrar sıkıcı değil, güven verici.
- Toparlanma vakti: "One, two, three… finished!" gibi kısa sayma kalıpları hem işi hızlandırır hem dili taşır.
Bu anların ortak özelliği, çocuğun zaten yaptığı bir şeyin içine yerleşmiş olmaları. Ayrı bir "İngilizce saati" ilan etmek, çocuğun direnç göstereceği ilk şeydir.
Bir uyarı: bu anları her gün genişletmeye çalışmayın. Üç cümleyle başlayan sabah rutini iki hafta sonra on cümleye çıkarsa çocuk yorulur ve tümünü reddeder. Aynı üç cümlede aylarca kalmak sıkıcı değil, sağlamlaştırıcıdır. Yeni bir kalıp eklemek istediğinizde eskilerden birini bırakın; toplam yük sabit kalsın.
İngilizceniz zayıfsa: hazır ses kullanın
Kendi telaffuzunuzdan emin değilseniz çözüm susmak değil, sesi başka yerden getirmek. Şarkılar, sesli hikâyeler ve tekrarlı videolar bu iş için birebir. Siz de çocukla birlikte dinleyin ve birlikte söyleyin; çocuk için annesiyle birlikte söylenen bir şarkı, tek başına dinlediği şarkıdan çok daha değerlidir.
Ritim ve kafiyenin hafızaya neden bu kadar iyi tutunduğunu ayrıca şarkılar ve hikâyeler yazısında anlattım. Özeti şu: melodi, kelime sırasını bir arada tutan bir çerçevedir; çocuk kelimeyi tek tek değil, dizesiyle birlikte hatırlar.
Sesli hikâye dinlerken küçük bir numara: hikâyeyi durdurup "sonra ne olacak?" diye Türkçe sorun. Cevap Türkçe olsun. Amaç İngilizce cevap almak değil, çocuğun İngilizce metni anlayıp anlamadığını görmek ve dinlerken anlam aramayı alışkanlık haline getirmek.
Kendi İngilizceniz konusunda dürüst olmanın da bir faydası var. "Ben de öğreniyorum, bak bunu bilmiyorum" diyen bir veli, çocuğa bilmemenin utanılacak bir şey olmadığını gösterir. Birlikte bilmemek, birlikte bakmak, birlikte gülmek — bunlar çocuğun dille kurduğu ilişkiyi, kusursuz bir telaffuzdan çok daha fazla belirliyor.
Evde işe yarayan beş küçük oyun
Oyun, çocuğun dili kullanmak için sebep bulduğu yerdir. Uzun hazırlık isteyen etkinlikler evde tutmaz; aşağıdakiler beş dakikada kurulur.
- Buzdolabı avı: "Find something red", "Find something cold" gibi komutlar verin, çocuk mutfakta arasın. Rolleri değiştirin, komutu o versin.
- Sessiz sinema: Fiil kartları hazırlayın, çekilen kelimeyi canlandırın. Tahmin eden cümleyle söylesin: "You are swimming!"
- Market oyunu: Evdeki paketleri dizin, biri kasiyer biri müşteri olsun. Bu tür canlandırmaların dil üretimine etkisini rol yapma aktiviteleri yazısında ayrıntılı ele aldım.
- Ne eksildi? Masaya beş nesne koyun, çocuk gözünü kapatırken birini alın. "The apple is gone!"
- Emir kipi yarışı: "Touch something blue", "Jump three times". Hem enerji atar hem dinlediğini anlama becerisini çalıştırır.
Daha geniş bir liste ve sınıfta da oynanan sürümleri için çocuklar için İngilizce oyunları yazısına bakabilirsiniz.
Kaçınılması gereken dört alışkanlık
Evde yapılan iyi niyetli bazı şeyler, faydadan çok zarar veriyor:
- Ani sınav: Misafir yanında "hadi bak şu İngilizce şarkıyı söyle" demek, çocuğu performans baskısına sokar ve bir dahakine reddeder.
- Not defteri tutmak: Öğrendiği kelimeleri sayıp takip etmek, dili ölçülen bir şeye çevirir.
- Kıyaslama: "Kuzenin senden iyi konuşuyor" cümlesi, motive etmez, kapatır.
- Çeviri talebi: Her cümlenin Türkçesini istemek, çocuğun bağlamdan anlam çıkarma kasını devre dışı bırakır.
Bu dördünün ortak paydası şu: hepsi çocuğu değerlendirilen konuma koyuyor. Değerlendirilen çocuk risk almaz, risk almayan çocuk yeni cümle denemez, yeni cümle denemeyen çocuk ilerlemez. Evde kurmanız gereken his, "burada yanlış yapabilirim" hissidir.
Ne zaman sonuç beklemeli?
Evde kurulan rutinlerin ilk sonucu kelime değil, tavırdır. Birkaç hafta içinde göreceğiniz şey, çocuğun İngilizce bir şey duyduğunda kulak kabartması, ekranda gördüğü kelimeyi okumaya çalışmasıdır. Konuşma çıktısı daha geç gelir ve genelde sessiz bir birikme döneminden sonra birden görünür. O sessiz dönemde bırakmayın; tam bırakma noktasında bırakılan rutinler en çok emek israfına yol açanlardır.
İlerlemeyi ölçmek isterseniz kelime saymak yerine üç ayda bir küçük bir kayıt alın: çocuk bir oyuncağını İngilizce anlatsın, telefonla otuz saniye kaydedin. Üç ay sonra aynı şeyi yapın. Kıyaslanacak tek kişi çocuğun kendisidir ve bu kayıtlar, günlük gözle fark edilmeyen ilerlemeyi çok net gösterir. Üstelik çocuk kendi sesini dinlemeyi genellikle çok sever, bu da ayrı bir motivasyon kaynağı olur.
Özet ve bir davet
Çocuklarla evde İngilizce pratiği, ders kurmak değil dili günün içine serpiştirmektir: sabit küçük anlar, hazır ses kaynakları, kısa oyunlar ve sınav yapmayan bir veli. Evde kurulan bu zemin, çocuk gerçek bir konuşma ortamına girdiğinde çok hızlı meyve veriyor. English Talky Cafe'nin çocuk masaları da tam olarak bunu yapıyor: oyun ve rol yapma temelli, notsuz ve ödevsiz oturumlar. Malatya Yeşilyurt'taki kafemizde çocuğunuz için uygun günü konuşmak isterseniz masaya katılın.
Sık sorulan sorular
Telaffuzum kötü, çocuğuma yanlış öğretir miyim?
Çocuğum evde İngilizce konuşmayı reddediyor, ne yapmalıyım?
Çizgi film izletmek pratik sayılır mı?
Günde ne kadar süre ayırmalıyım?
Evde İngilizce konuşursak Türkçesi zayıflar mı?
Okumak yetmez — konuşmak gerekir
English Talky Cafe masalarında 3–4 kişilik gruplarla konuşun, masa sonunda size özel geri bildirim alın.
Bir masaya katıl